Biz kimiz biz pelikül mahkumlarıyız, 35mm'lik hücrelerimizde. Suçumuz film izlemek için film kulübü kurmak, ama biz masumuz her suçlu gibi. Biz mi dedik Fellini'ye, Truffaut'a, Haneke'ye, Lynch'e, Trier'e, hele Kubrick'e film çekin diye? Tamam çektiniz bu filmleri taaa Diyarbakır'da kim gösterecek? Bazen projeksiyonum tutuyor, VHS'em azıyor, VCD'im bulanıyor. Allah'tan ilacımız var. Atıyorum iki doz 35 mm'lik kendime geliyorum. Yok bi de abileri anlasak; otur saatlerce konuş, konuş, konuş. Kim kime ne göndermiş; yok Lynch rüyalar aleminde geziyormuş, Bunuel'in eli burjuvaların cebindeymiş, yok Loach'ın işverenle sorunları varmış, Kübriski pardon Kubrick miydi her neyse onun da kapı otomatiği bozulmuş. Costa da bir şeyleri kaybedip duruyormuş. Bulana aşk olsun! Peki bu ortada Fink atan kardeşlere ne demeli? Biz babalarını anlamaya çalışırken bunlar nereden çıktı? En iyisi ben arkadaşlarımı çağırayım da hem size hem bana yardımcı olurlar. Tanışmış oluruz bu arada:
Erhan yetiş! Gelemem haber peşindeyim. Çek çek bitmez benimkiler. Sen Hakan'a seslen. Hakan neredesin ağbi? Vallah Radyo frekansları içerisinde hangi dalgadayım bilemiyorum. O istasyon senin bu istasyon benim. Sana Kemal Hocayı vereyim, yok yok istemem o kır saçlarıyla bayıltıyor beni bay olur idarecisi. En iyisi toprak ana Zekiye. O da şimdi ya öğrencilerini ya da oğlunu ekmeye çalışıyordur. Kadını ne evde ne de üniversitede bulana aşk olsun. Emine neredesin, aklı başında bir hukuk hocasına ihtiyacım var. Sinema ile başım dertte. Ama yok senin de şimdi öğrencilerle başın derttedir. Zaten tayinin de çıkmış bizi bırakıyorsun. Anlaşıldı senden hayır yok. Dostum Ali Kemal sen neredesin? O kadar okudun, bula bula tuhaf bir iş buldun. Bırak işi gel seninle kısa mısa şu film işine girelim. Önce sen mi söylemiştin? İyi tamam, öyle olsun. Oyuncuları bul, gerisi kolay. Ne, müşteri mi geldi? Ne müşterisi be! Ne güzel konuşuyorduk. İyi tamam. Benim el, Türk Dili ve Edebiyatının sultanı Sultan Hanımı oynar. Pardon abla. Oynar derken lafın gelişi. En güzel sensin. Herkes seni seviyor. Hele öğrencilerin sana bayılıyor, tabi biz de. Ciddi olalım. Vedat bey yeni bir öykü peşinde rahatsız etmeyelim. Zaten Lynch'i anlamamış. Sen yaz ağbi. Sonra okurum. Ziya beni bekliyor. Ziya KPSS seni yedi sen onu yiyemedin. Örtmen olucan da noolucak. Üç kuruş para, bi ton da papara. Pardon pardon. Zahide, Nigar, Seçkin, Sait, Murat, siz burada mıydınız? Tüh. Vallah lafım size değil, sisteme. Aslında bu durumu psiko-patolojik-sosyolojik-travmatolojik açıdan bir görünüp bir kaybolan Nigar'a analiz ettirmek lazım. Ha az daha unutuyordum, aslında unutmuştum da bir şey sanki beni dürtü yaz dedi Zahide'nin sesini, aryaları nasıl döktürdüğünü, kabarık saçlarından kimsenin perdeyi göremediğini. Bu arada, ressamınız Picasso Seçkin aşka yelken açmış durumda, onu da kayıp hanesine yazdık bile. Sait'ten zaten hayır yok, çocuk iyice sıyırtmış, senaryolarını önce kendine anlatandan ne çıkar abi? Neyse Şeyhmus'sa vize final ayağına ayak işlerini çok aksatıyor. Neymiş Anatomi sınavı varmış. Sen kendi anatomine bak. Bırak hastaları. Bak Çektar'a, ÖSeSe MöSeSe umurunda mı? Kitap okumaktan, şiir şakımaktan büyümeye fırsat bulamamış garip. Daha yirmisinde. Bi de Adem'imiz var. O da tayin mağduru. Bizi bırakıp gidecek herhalde. Ne güzel tahlil yapıyordun. Görmesek de duymasak da. Ya Abdullah'ı göreniniz var mı? Şöyle kısa boylu esmer. Kirli sakallı. Yine bir vukuatın peşindedir. Hayırlısı. İşe geri dönse de rahatlasa. Murat'ı da unutmayalım. Onun da muradı oldu aramıza yeni geldi, ne yapmaya geldiyse? Ya işte böyle, Kurtuluş başkanım. Her şey senin başından çıktı. Sana demiştim. Beni bulaştırma bu işlere ben sadece konuşurum gevezelik ederim Erkan sus artık demelerinden bıktım. Bunlardan hayır gelmez. Bunlar işin artistik kısmındalar. Şaka şaka. Hepimizin hayatlarını birer cümle ile anlatmak gerekirse bu kadar olur herhalde. Hepimizin ortak noktası Sinema. Söz bitti. Şimdi hareket zamanı. İyi seyirler.
SİNEMA KULÜBÜ
2003 yılının Mart ayında Perşembe toplantıları olarak başlayan kulüp çalışmaları zaman içerisinde doğal bir oluşumla Salı ve Cumartesi toplantıları olarak çeşitlendi. Sinema sanatının değişik örneklerini izledikten sonra Perşembe günleri bu filmler üzerine tartışıyorduk. Ama tartışmalar öyle bir aşamaya geldi ki sinema teknikleri üzerine de bilgi sahibi olmak istedik. Kulüp üyesi kameraman arkadaşlarımız Cumartesi toplantılarında kamera üzerine bilgiler aktarmaya başladılar. Sinemayla bağlarımız güçlendikçe daha çok seyredip daha çok konuşmak istedik. İşte bu yüzden Salı günleri de bir araya gelir olduk. Kulüp üyeleri arasında sinemayla ciddi anlamda ilgilenenlerin yanı sıra, bir filmi izlerken nelere dikkat edilmesi gerektiğini öğrenmek isteyenler de bulunuyordu. Değişik meslek gruplarından oluşan bu grup, sohbetini film çerçevesinde tutmak, tartışmalarda herhangi bir 'bilgi iktidarı' oluşturmamak ve en önemlisi herkesin düşüncesine değer veren bir 'söylem' yaratmak konusunda epeyce hassas davrandı. Herkes sadece sohbet düzeyinde katılmakla kalmadı, elindekileri paylaşmak da istedi. Kitap, dergi, makaleler paylaşıldı. Arşivler birleştirildi. Yeni bir arşivin oluşması için her türlü destek verildi. Türler ve akımlar üzerine kulüp üyelerinin hazırladıkları derleme çalışmalar sunuldu. Seyredilen filmler ve yönetmenleri hakkında yazılar yazıldı. Sinemayla dostluğumuz ilerledikçe yeni taleplerimiz ortaya çıktı. Örneğin senaryo yazımı hakkında bilgi sahibi olmak gibi... Senarist-yazar Süheyla Acar ile yaptığımız "Senaryo Atölyesi" ufkumuzu açtı. Ersan Ocak ile "Video-Art ve Kısa Film" üzerine yaptığımız çalışma da aynı derecede yararlı oldu. Alin Taşcıyan, Mithat Alam ve Ümit Kıvanç'la bir araya gelmek de oldukça verimliydi. Avrupa Sinemasıyla başlayan yolculuğumuz Amerika ve diğer ülke sinemalarından usta yönetmenlerin filmleriyle devam ediyor. Sinema tarihine adını yazdırmış yönetmenlerin izini sürerek bu sanatı anlamaya ve tadını çıkarmaya çalışıyoruz İşin en güzel tarafıysa bütün bu gelişmeler kendi doğallığı içinde gerçekleşiyor. Sözün özü amatör bir heyecan ve profesyonel bir yaklaşım içerisindeyiz. Artık yalnızca seyrettiklerimizi değil kendi çektiklerimizi de tartışmak istiyoruz. Bu amaçla kameralarımızı alıp sokağa döküldük. Şu anda yazım ve yapım aşamasında olan çalışmalarımız var. Artık sinema sevgimizi Web sitemiz aracılığıyla daha geniş kitlelerle paylaşma imkanına da sahibiz. Sonuç olarak Diyarbakır'da ciddi anlamda bir sinema kulübü oluştu. Çalışmalarımız evirilerek, değişerek ve gelişerek devam edecek. "Bu kulüp belki de başımıza gelen en güzel şey... "